Sayı 18: “Arzu”

25.00

Stokta
Stok kodu: Z3453-5 Kategoriler:
  • Nerede id varsa ego orada olacaktır – M. CENGİZ GÜLEÇ

Freud’un özgün deyişiyle “kaynayan heyecanlar kazanı” id, kişiliğin karanlık, ulaşılmaz bölümüdür. (…) İyi-kötü ya da güzel-çirkin gibi değerler id’de bulunmaz. Kısaca id, doyum isteyen dürtüsel arzuların kazanıdır.

  • Arzuhal – HAKAN KIZILTAN

Acizlik insanlık halinin ontolojik koşuludur. (…) Aczi sıfırlamaya yönelik her arzu belli ki travmatik bir hal olarak yaşantılanan insanlık durumundan kurtulmak gibi imkânsız bir amaç ve nafile bir gayret içindedir. İnsanoğlu, bu yolda, her gün büyüklenmeci hevesleriyle tanrısallık oyunu oynar; kâh komik, kâh trajik, kâh trajikomik hallere düşerek ve çoğu kez maalesef zalimleşerek. Bilgeleşmek her şeyden evvel insan olmaktan ibaret olmaya razı gelmektir.

  • Arzunun yolu – EROL GÖKA

Tutkunun kaynağı, anneyle bebeklik zamanlarımızı tekrar keşfetmeye çalışan yorulmak bilmez arzudan başka bir şey değildir. (…) İnsani arzu, babanın araya girdiği, toplumsallaştığımız, dili öğrendiğimiz çocukluk yıllarından beri, yitik zamanların peşindedir. Annemizle yaşadığımız cennet günlerini arar dururuz.

  • Arzular şelale de imkânlar kısıtlı! – AYHAN EĞRİLMEZ

Arzu doy(urula)maz! Arzu önce nesnesini göklere çıkarır, elde ettiğinde de değersizleştirir. Gözü havadaki kekliklerdedir, çantadakiler önemsizleşiverir. (…) Reklamcının oltasında “arzu nesneleri” takılıdır ve insan böyle avlanır. (…) Arzu yönetiminde temel araçlar reklamcılık, halkla ilişkiler ve pazarlamadır. 

  • Bir bilmece – NESLİ KESKİNÖZ BİLEN

Esas olan aradığını değil, kendini bulmak değil miydi?

  • Üç yazıda arzuHal – TAHİR M. CEYLAN

50 yıl sonra sosyal paylaşım sitelerini kaldırın, insanlar birbirini tanımayacaktır, insanlar birbirine arzu duymayacaktır. Sonuç: Büyük aptal topluluklara doğru gidiyoruz; başkasıyla ilişkisi olmayan, içinde herhangi bir şeye karşı arzusu bile kalmayan kişilere doğru…

  • Arzunun götürdüğü yere git – HAMDULLAH AYDIN

Arzu, içimde fark ettiğim var olanlar mı, var ettiğim mi? (…) Dönüp baktığımda, içimde var ettiğim arzu beni alıp götürürken onun peşinde oluşun hazzı bir başka.

  • Bir yurt özlemi/arzusu olarak nostalji – SÜREYYA AYSUN, KEMAL SAYAR

Geçmişe duyulan özlem, kişinin geçmişi andığı zamanlarda haz alması, umut dolması gibi olumlu duygularla beraber gözlemlenir. (…) Belki de “muhteşem geçmiş” hiç olmamıştır. Bugüne dayanak alınan geçmiş bile kişinin hayalinin bir ürünü olabilir. Bu durum “romantik aile temaları” yaratan kişilerde sıkça görülür. (…) Geçmişe ait çarpık bir kurgulamanın olması, şimdinin de bu çarpık geçmişe dayandırılmasına sebep olabilir.

  • Arzunun halleri ve “Şizofreni Müzesi” – FİGEN ABACI

Yazar Levent Mete “Şizofreni Müzesi” adlı romanında da diğer romanlarında olduğu gibi kültüre giremeyenin, şizofreninin dünyasını kendi düşlemi yapıyor ve yazıyor. (…) Nevrotiğin düşlemi pek çok roman karakteri üzerinden yazıldı, oysa şizofrenin sanrısının roman karakteri üzerinden dillenmesi çok da rastlamadığımız bir durum.

  • Arzu fırtınası – TUBA AKYOL

Arzu’yla başlayalım, bakalım nereye varacak? Arzu? Bir kadın adı, cinsel arzu, son arzu, başarı arzusu, aruz vezni… Korku’ya kadar yolu var.

  • Avcı erkek – AHMET İNAM

Hiç avcıdan erkek olur mu? Avcı erkek, avını her vurduğunda kendini vurur. Avcı erkeğin ganimeti olmaz. Ölüyle ne üleşebilir ki?

  • Feminist ve lezbiyen sinemada kadın arzusu – HANDE ÖĞÜT

Feminist filmler metaforlardan yararlanarak dişil cinsel organları imgelemde çiçeklere, sebzelere, mağaralara ya da oyuklara aktarma biçiminde görünür kılarak, dişil arzu ve hazzı alternatif yollarla temsil edilebilir hale getirmektedir.

  • Ölme arzusu – CANSU ZEHRA

İnsan doğası gereği doyumsuzdur. Arayışı hiç bitmez. Hayattan elini ayağını çekmiş münzevilerde bile arzular sönmez. Onların bile en büyük arzusu tüm arzularından kurtulmayı başarmaktır. Bunun imkânsızlığını anlayanlar da bilge olurlar.

  • Üç arzum kaldı sende… – HAYDAR ERGÜLEN

İki boşluk birbirini hep bulsa hiç olur arzu erken gelse yine vakit geç olur

  • Arzu arızası – küçük İSKENDER

Afrodizyakların, kimi seks oyuncaklarının yahut tahrik gücü tartışılmaz giysilerin, makyajın, kişisel bakımın, pornografinin arzu ile doğrudan bir ilgisi bulunmuyor bence; (…) Arzu, bir tür torpildir; patladı mı ileri iter. Bu noktada kimseye, hiçbir şeye ihtiyaç duymaz.

  • Ay menim arzu nesnem – SUKUTÎ
  • Orhan Pamuk’un “Yeni Hayat”ında arzu – LEVENT METE

Pamuk, “Yeni Hayat”ın bir yerinde, romanı yazarken yararlandığı kitapların listesini veriyor. Dante’den Rilke’ye, İbn Arabi’den Jules Verne’e birçok yazarın ve düşünürün adı geçiyor bu listede.  (…) Çok farklı konularla ilişkili başlıklar taşıyan, tespih taneleri gibi dizilmiş otuz üç kitap okuduğunu söylüyor. (…) Ancak psikanaliz kuramından hiç söz etmiyor. Oysa romanın motoru, baştan sona olayları sürükleyen, roman kişilerini maceralar içinden geçiren güç, büyük ölçüde Freud ve Lacan’ın katkılarıyla oluşmuş “arzu” kavramı çerçevesinde biçimleniyor.

  • Konuşmalar Arzulu yorum – CUMHUR BORATAV

“Bu ayak bileklerini, bu yarı kadınlık yarı çocuksuluğu, bu istemekle istememek arasındaki kararsızlığı arzuluyorum. Sadece bu, arzuluyorum.”

  • Kerpetenden penseye halden hale – GÜLAYŞE KOÇAK

Pense, hayatı boyunca metal dudaklarını tekrar tekrar uzatmasının arkasındaki sebebin, kendisini tutan el olduğunu asla kavrayamaz; bunu kendi arzusu sanır; kibrinin en önemli göstergesi de budur zaten.

  • Lambaya püff demeden önce – FİGEN ŞAKACI

Arzunun içinde saklı duran meraka hiç ilişmeden usulca birbirlerinin yanına kıvrılsalar, keşif duygusuyla birbirlerinin içine açılsalar, kadın adamın omzuna düşen saçları tek tek ayıklayıp öpülecek en güzel yerde dursa, orada öylece kalsa, adam kadının sırtındaki beni, kalçasındaki gamzeleri görüp şenlense, geceyi sabaha, sabahı güne/günlere bağlasalar ne güzel olurdu…

  • Korku filmlerini izleme arzusu üzerinden Psikanalitik “bakış” çeşitlemeleri – TAN TOLGA DEMİRCİ

Film izleyen kişi teşhircidir; özdeşleştiği “öteki” tarafından ve perdenin öte yanından kendini izler. Film izleyen kişi röntgencidir; sahnedeki görece erotik bedenleri dikizlemekten haz duyar. Ve nihayet film izleyen kişi, ilk bakışta cinsel bir anlam taşımayan karakter ve nesnelerle özdeşleşerek sahip olduğu sahte kendiliği, izlemenin zevk odağında daha da sahteleştirir.

  • Arzunun Şu Belirsiz/Karanlık Nesnesi: Kadın ve kuklanın arzusu – TAHA KARAMAN

Elde edilmesi olanaksız olan arzu nesnesi, öteki nesnesidir, gerçek nesne değildir. Bu arzu nesnesi yoktur. Ulaşmaya çalışılan arzu nesnesi, simge öncesi dönemden köken almaktadır; özne ulaşamayacağını, ulaşmak istemediğini sezer ama aramaktan da vazgeçmez.

  • Bir arzu nesnesi olarak ulaşılamayan kadın bedeni – YEŞİM KARA

Güzel bakire Conchita, film boyunca aşk-nefret ekseninde ikircikli davranışlar sergilerken, Mathieu’nun karşısına da iki farklı kadın bedeninde çıkar. Conchita’nın kendisini koklatan ama asla sunmayan bedeni için çıldıran Mathieu’nun arzu nesnesi, Conchita’nın saf ve temiz bedeni(mi)dir(?).(…) Conchita, Mathieu’yu bir gün arzulayacağını vaat etmektedir, ancak vaat edilen arzulanma arzusu bir türlü doyurulamamakta, hep hayal kalmaktadır. Bu anlamda Mathieu’nun arzu nesnesi tatmin edilememiştir, arzulanma arzusu doyurulamamıştır.

  • “Arzu Tramvayı”na binmek… – GÜROL TONBUL

“Arzu Tramvayı” afişini gördüğünüz bir tiyatronun kapısından içeri girin ve bir bilet alın. “Arzu Tramvayı” sizi mutlaka Cennet Kapısı’na ulaştıracaktır. (…) Her sahnelenişinde kurban ve tecavüzcünün yer değiştirdiğini görmek, yıllara dayalı arzu algısının değiştiğini mi gösteriyor yoksa?

  • Arzu tramvayının vatmanı olur mu? – YAŞAR SÖKMENSÜER

Fellini’nin “Amarcord”unda “Üfleme! Em!” diyen koca memeli kadın (o mahallenin emekli arzu nesnesi), çocukluğumuzun hayal-meyal-mahal(le)lerinden arzuyla geçmiştir (boynuzlu arzu troleybüsü).

  • Arzu… Aşk… Üstü Kalsın… – BERRİN ŞERMET

Tiyatro Gerçek tarafından sahnelenen tek perdelik “Üstü Kalsın” gösterisinde Hakan Gerçek, oyuncu Tilbe Salim ile birlikte

Cemal Süreya’yı ve onun şiirlerini anlatıyor. Tiyatro yaparken sadece sevdiği bir işi yapma arzusunu değil, aynı zamanda sanatla

insanların hayatına bu şekilde dokunma arzusunu da gerçekleştirdiğini söyleyen Hakan Gerçek, “Cemal Süreya da bilhassa çocukluğunda yaşadığı travmalardan beslendi. Yaşadığımız travmalar ve acılar arzularımızı gerçekleştirmek için bize engel olmamalı” diyor.

“Fıstık Ezmesi” isimli sergisini Mabeyn Gallery’de açan ressam Huri Kiriş: “Doyurulabilir olsaydı arzu diye bir şey olmayacaktı” – Söyleşi:ASLI KAPROL BOYRAZ

“Arzuların denetlenmesi düşünmeyi engellemek kadar imkânsızdır. (…) Cinsel arzularımızı denetim altında tutmaya çalışmak sıkışıp tuvalete gitmeyi denetlemek kadar tartışılmaya kapalı.”

  • Sanatçıya sahip olma arzusu: Bir Picasso var elimde! – MELTEM YAKIN ÜLDES

Sanatçı, saf arzusunu gerçekleştiren nadir insanlardansa, belki de sanat eserinin sahibi dolaylı olarak kendi gerçekleştiremediği bu arzuya kavuşuyordur. (…) Sıra dışı sanatçının eserine sahip olan kişi ise bir anlamda sanatçının farklılığından beslenir ve yapıtlarına ulaşma ayrıcalığıyla ona bir nebze sahip olduğunu hissedebilir. “Picasso’nun bir eseri var bende” demekten çok “Bir Picasso var elimde” denir.

  • Güncel bir aşk masalı… – LALE MÜLDÜR

Bu denli açık seçik bir olayın arzu neresinde? Gizem neresinde? Macera ve esrar neresinde?

  • Klasik Batı müziğinde müellifliğin doruk noktası olarak A.N. Skryabin ve Op. 60 “Promete: Ateş Şiiri” Kolektif arzu ülküsü – ALİCAN ÇAMCI

Çağdaş müzik teorisinde Skryabin’in hiçbir yere çözülmeden asılı kalan dominant yedili akorları Lacan’ın “objet petit a”sını uzun zamandır akıllara getiriyor. Dominant armoniyi barındırdığı triton ile beraber bir arzu yönelimi olarak görürsek, bu arzunun çözülmesi, hakikatle buluşması Wagner ve Richard Strauss’un hiperkromatik, ancak temelde tonal fonksiyonel dizimi (sentaksı) kullanan üsluplarında gölgelenmiş olsa da vuku buluyordu. Skryabin’in orta ve son dönem eserlerinde ise böyle bir arzunun ebedilenmesine tanık oluyoruz. Bestecinin armonik sistemindeki dominantların sonorite olarak dominantlık taşımasına karşın kategori olarak “dominant”ı aşması, bizi bu müziği hem teorik hem de supra-teorik olarak incelemek için yeni araçlar arayışına sokmaktadır.

  • Üç büyüklerin yüce arzu nesnesi – KIVANÇ KOÇAK

“Tek arzum, hiç değilse bir kerecik kupada bir şeyler yapabildiğimizi görmek; kazanmayı geçtim, yarı final oynasak bile bana yeter. Evet, bir taraftar olarak tek arzum bu…”  Taraftar

“Şimdi tek arzum onu transfer etmek. Takıma iyi geleceğinden adım gibi eminim. Onu bırak, herkesin adımı hatırlamasına vesile olacak. Er ya da geç, onu alacağım…” Kulüp Başkanı

“Onlar röveşatanın ne kadar özgürleştirici olduğunu bilmezler ki. Onlar arzunun derin kuyularını değil, sadece kupa istemeyi, galibiyet istemeyi bilirler.” Futbolcu