Genel anlamıyla açlık, temel varlık biçimidir. Aç doğarız.
Güvende olmaya duyulan açlık
Küresel olarak etkisini hissettiren salgın nedeniyle zor zamanlardan geçmekteyiz. “Bana bir şey olmaz” yanılgımızın sarsıldığı, öngörülebilir olan tüm yaşam uğraşlarımızın ertelenmek...
Açlığın bilişsel tavrı
Açlık hem fizyolojik hem de bilişsel süreçlerin devrede olduğu metabolik bir durumdur. Nasıl ki korku ve kaygı savaş-kaç sistemini devreye sokuyorsa açlık da fizyolojik bir tetikleyici olarak yemeye ilişkin bilişsel-davranışsal repertuarı tetiklemektedir.
“Şu dünyada insan gibi yaşamak da yoksa…” *
Şu dünyada insan gibi yaşamak da yoksa…
Açlık ve tarih
Bir kavram düşünün… Kendine; tıpta, psikolojide, tarihte, edebiyatta, sosyolojide, felsefede, dinde, siyasette, sinemada ve fotoğraf sanatında yer bulabilmiş olsun… Açlık…
Bir protesto yöntemi olarak açlık
Dünyada her yıl nüfusun tamamını doyuracak kadar gıda üretilmesine karşın, engellenebilir nedenlerle israf ediliyor ve açlıktan ölen insanlar seyrediliyor.
Gerçekten aç mıyız?
Çoğu şeyde olduğu gibi iştah kontrolümüz de çocuklukta gelişmeye başlar. Yiyeceklerle olan ilişkimiz ve alışkanlıklarımız bu yaşlarda şekillenir.
Duygusal yeme
Yemek yeme düzenimiz yalnızca bedensel ihtiyaçlarımızla şekillenmiyor, duygularımız yeme alışkanlıklarımızı büyük oranda etkiliyor.
Açlığın “var”lığı
Bu yazıda odaklanmak istediğim alan fiziksel boyuttaki (umwelt) maddiyat ve para ile olan ilişkimiz. Fiziksel boyut genel olarak; içinde bulunduğumuz dünyayı, bedenimizi, nesneleri, coğrafyayı, sağlık durumumuzu ve faniliğimizle ilişkimizi kapsar.
Açlık ve diyabet
İnsan, doymak ister. Doyabilmesi içinse açlık hissetmesi zorunludur. Bu, insanın varoluşsal paradoksudur.









